Şizofrenide Psikososyal Yaklaşımlar ve Grup Terapi

Şizofreni, genç yaşta başlayan, insanın kişilerarası ilişkilerden ve gerçeklerden uzaklaşarak kendine özgü bir içe kapanma dünyasında yaşadığı; duygu, düşünce ve davranışlarda önemli bozuklukların görüldüğü ciddi bir ruhsal bozukluktur. (1)
Bu hastalık; kişinin algılamasını, düşüncesini, duygularını, hareketlerini, dikkatini ve yargılamasını etkiler. Öğrenme, kendine bakım, çalışma, insan ilişkileri ve yaşam becerileri gibi birçok alanda yetersizliğe yol açabilir.
Tedavide kullanılan antipsikotik ilaçlar hastalık belirtilerini önemli oranda ortadan kaldırmakta; başlangıç, alevlenme ve koruyucu tedavi aşamalarında etkili olmaktadır. Ancak, düzenli ilaç kullanımına rağmen 2- 2,5 yıl içinde %40-60 oranında hastalık nüks edebilir. Atakların sayısı arttıkça da hastalığın kronikleşme olasılığı artar ve ciddi yeti yitimi meydana gelebilir. Dolayısıyla tedavide hedef yalnızca belirtilerin yatıştırılması değil, hastalığın yıkıcı etkilerinin önlenip, hastanın toplumsal uyumunu arttırmak olmalıdır.(2)
Şizofreni hastaları için farmakoterapi dışında yapılacak bir şey yok mu diye sorduğumuzda grup terapilerinin ve psikososyal yaklaşımların önemi ortaya çıkmaktadır. Çünkü şizofreni hastalarının özelliklerinden biri sosyal ilişkilerinin azalmasıdır. Kişinin sosyal ilişki kurma kapasitesinin arttırılması iyileşme olasılığını da arttırır.
Şizofreni hastalarının katıldığı grup tedavilerinin tarihçesi 1920’lere dayanmaktadır. İlk uygulamalar ders biçiminde konuların grup içinde tartışılması şeklinde olmuştur. Bu yıllarda hastalığın biyolojik ve fenomenolojik yönlerine ağırlık verilirken 1950’lerde hastalığın sosyal boyutu üzerine de odaklanılmıştır. (3)
Günümüzde şizofrenide uygulanan grup terapilerinde ise biyo-psiko-sosyal bakış açısı belirlenir. Hastalık, ilaç tedavileri ve alevlenme belirtileri konuşularak hastaların psikotik belirtilerle baş etmeyi öğrenmesi ve hastalık hakkında içgörü kazanmaları hedeflenir. Gerçeği değerlendirme yeteneğinin oluşturulması, gerçeklik duygusu gibi ego işlevlerinin güçlendirilmesi mümkün olur. Bir yandan da hastaların yalıtılmışlık duygusu azaltılarak kişiler arası ilişkilerinin güçlendirilmesi için çalışılır. Tüm bunlar interaktif bir ortamda katılımcıların geri bildirimleri, seans içinde diğer hastalarla yaşanan etkileşimler ile gerçekleşir.
Grup ortamı hastaya içinde yaşadığı toplumun ve zorlukların küçük bir modelini sunar. Böylece hastanın sosyal çevrede yaşadığı güçlükler canlı olarak gözlenir.
Hasta da yaşadığı güçlükleri görebilir ve grup ortamı içinde bunları aşma olanağı bulur.
İlaç tedavisiyle birlikte sürdürülen terapilerle tedaviye uyumun arttırılması, hastalıkla başa çıkma stratejilerinin oluşturulması, hastaların ihtiyaç duyduğu iletişim ve sorun çözme becerilerinin arttırılması, böylece yaşam kalitesinin arttırılması mümkün olur.
Hastalar hastalıkları ve kullandıkları ilaçlar konusunda eğitildiklerinde, hem kendi sorumluluklarını almayı öğrenmekte, hem de bu konudaki yaşantılarını, yanlış fikirlerini ve sorunlarını paylaşabilmektedirler.
Grup eğitimi alan hastalarda toplumsal uyumun ve işlevselliğin, bağımsız yaşama becerilerinin arttığı, daha az bireysel sıkıntı yaşadıkları, yeniden hastaneye yatışlarda daha kısa süreli yatışlara ihtiyaç duyulduğu iki yıllık izlem çalışmalarında gösterilmiştir.(4)
Tamamlanmış çalışmaların %70inde, terapi gruplarındaki şizofreni hastalarının grup terapisinde olmayan hastalara göre hastalıkla daha iyi baş ettikleri görülmüştür. İlk epizod şizofreni hastalarının da dahil edildiği daha geniş kapsamlı çalışmalarda da psikososyal tedavilerle ilgili (aile psikoeğitim çalışmaları, bilişsel davranışçı terapiler, sosyal beceri çalışmaları) benzer iyileştirici sonuçlara ulaşılmıştır. (5)
1980-2000 yılları arasında yapılan çalışmalardan oluşan bir derlemede psikoeğitimin yanı sıra problem çözme, motivasyonel, destekleyici teknikler ve davranışçı yaklaşımların dahil olduğu grup terapilerinin ilaç uyumunu arttırdığı bulunmuştur. (6)
Tüm bu bilgilerin ışığında şizofrenide farmakoterapinin yanı sıra uygulanan psikososyal yaklaşımların ( hastalara ve ailelerine uygulanan eğitim ve destek grupları, sosyal beceri grupları, iş-uğraş terapileri, bireysel terapiler) hastalığın tedavisi ve nükslerin önlenmesinde, hastaların sosyal işlevselliklerini kazanmalarında ve toplum içinde yeniden var olabilmelerinde oldukça önemli olduğu görülmektedir.
REFERANSLAR:
1. Orhan Öztürk, Ruh Sağlığı ve Bozuklukları,s:242, yenilenmiş 11. baskı, Ankara, 2011,
2. Tamer Aker, Mehmet Z. Sungur, Şizofrenide Bireysel Bilişsel ve Davranışçı Terapi Yöntemleri, s:11, PAREM yayınları, İstanbul, 2001
3. Alp Üçok, Şizofreni Hastaları İçin Bütüncül Yaklaşımlı Grup Tedavisi, s:11, PAREM yayınları, İstanbul, 2001
4. Mustafa Yıldız, Şizofreni Hastaları İçin Ruhsal Toplumsal Beceri Eğitimi, s:15, 2011
5. N. Kanas, D. L. Penn, et al. “Group Therapy with Schizophrenia Patients”, Dr. Penn and Colleagues Reply, The American Journal of Psychiatry, vol.163,p.937, Washington, May 2006
6. A. Zygmunt, M. Olfson, et al. “ Interventions to İmprove Medication Adherence in Schizophrenia” , The American Journal of Psychiatry, vol.159, Iss.10, P.1653, Washington, Oct 2002

Yeni yorum ekle

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.

Gmap